Anasayfa

 Levent ÇOKER

 Şebnem PAKER

 Levent ALTINDAĞ

 İzzet BEKSAÇ 

 

 

 BİLGİ

 Besteciler

 Enstrüman bilgisi

 Midi nedir?

 Acil yardım

 Organizasyon

 İst.Dev.Senf.Ork.

 

 GÜLELİM

 Mizah

 Her telden::))

 

 ATHENS

 TOKYO

 MONGOLIA

GÜLDEN ABLA'YA MEKTUP

   Sevgili Gülden Abla,

Bugün senin için bir şeyler yazmak istiyorum. Ama nedense çok zorlanıyorum. Çok şeyler geçiyor aklımdan, ama bir türlü toparlayamıyorum. Nereden başlayayım, bilemiyorum.

Senin için bugüne değin çok güzel şeyler söylendi, çok güzel şeyler yazıldı. Bu dergide de eminim bunlara daha niceleri eklenecek.

Ben farklı bir şeyler yazmak istiyorum. Seninle bazı şeyleri paylaşmak, sana bazı düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Bu fikir ve düşüncelerim insan, yaşam ve ölüme dair olacak. Yani yaşam sürecine.

İnsanlar yaşatarak yaşıyorlar ve yaşam meşalesini, günü gelince tıpkı bir koşucu gibi bir birlerine devrediveriyorlar. Değil mi Gülden Abla? Tabii bu devir bazen beklenmedik bir anda gerçekleşiyor.

Düşünüyorum da bize verilen yaşam, aslında daha ilk dakikadan kemirilmeye başlanıyor. Yani doğumla, ölüm başlıyor ve bu süreç son günümüzde, yada ilk günümüzün sonuncusunda tükeniveriyor. Belki tuhaf bir yaklaşım ama, yaşadığımız her anın, yaşamdan eksilmiş, harcanmış bir an olduğunu unutuyor, yada göz ardı ediyormuşuz gibi geliyor bana. Diğer bir deyişle yaşamın içindeyken ölümün de içinde olduğumuzu pek düşünmek istemiyoruz.

Aslında düşünüyorum da, bütün canlılar ölümlü ama ölümlü olduğunu bile bile yaşamın güçlüklerine katlanan tek canlı yine insan. İnsan; Canlı, cansız, canlı üstü, doğal yada doğa üstü her şeyle konuşuyor, çatışıyor, barışıyor, anlaşıyor, kısaca ilişki kuruyor. Olayları ve kişileri sorguluyor.

Ve yalnız insandır ki bu dünyada; Sesini söze, sözünü sözcüğe, sözcüklerini sözlüğe, sözlüğü yazıya, yazıyı resme, resmi müziğe, müziği notaya, notayı sanata, sanatı savaşa, savaşı sanata dönüştürebiliyor. Değerler ve anlamlar üretiyor. Gerektiğinde bunları bir kalemde değiştiriveriyor, yada tümden kaldırabiliyor. Problemleri yarattığı gibi çözebiliyor da.

Dişi, tırnağı, çenesi, pençesi güçlü değil ama, en muhteşem binaları ve köprüleri o tasarlıyor. Elleri alet yapıyor. Aletlerle üretiyor ve tüketiyor. Sanat adına ne varsa o yaratıyor. Kartaldan yüksek uçup, balıktan derin yüzüyor. Fırtınadan daha hızlı, depremden daha yıkıcı ne varsa dünyada, onun eseridir.

Goethe her şeye karşın; Yaşamak güzeldir, diyor. Yaşamı, akla karadan yola çıkışla iyilik ve kötülüğün çarpışma alanı olarak tanımlıyor ve yaşama alanındaki bu ikiliği teke indirme gayretinden söz ediyor.

Ve yaşamı bir daireye benzetirsek, kişi tekrar başladığı noktaya geri dönüyor.

Sana Yahya Kemal’den bir dörtlük aktaracağım. Bak şair ne diyor:

  Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde,

Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.

Ve serin serviler altında kalan kabrinde

Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.

  Gülden Abla, bu mektup biraz tuhaf oldu kusura bakma. Bu arada geçen hafta biliyorsun Beethoven 8. Senfoniyi çaldık konserde. Genelde 3. Senfoniyi matem günlerinde çok seslendirmişizdir. Bu eser insanı gerçekten etkiler ve gönül perdesini titretir. Bu karşın 8. Senfoni, Beethoven’in en şen eserlerinden biri. Adamcağız doğru dürüst bir ağır bölüm bile bestelememiş nedense bu senfoni için. Ancak konserde ilginç bir şey oldu ve aradan sonra şef tam gelmek üzereyken, adeta meşaleyi andıran bir ışık geçti sahneden ve göğe doğru yükseldi.

Ve Gülden Abla....., biz bu şen senfoniyi sonuna kadar ağlaya ağlaya çaldık.

Seni özledim bile. Elveda Gülden Abla.

Alp ALTINER

E-MAIL

© 2000-2008 Levent ÇOKER